Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 31°C
Az Bulutlu
Reklam
Reklam
Reklam




Reklam
Reklam
Reklam




Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Hayalim TIR şoförü olmaktı!

A+
A-

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, katıldığı televizyon programında çok samimi açıklamalarda bulundu. Çocukluk hayalini anlatan Selçuk, “Aslında uyuşmuyor. Benim hayalimde nikelajlı büyük bir TIR’da, TIR şoförü olmak vardı” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: Hayalim TIR şoförü olmaktı!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Tvnet’teki Ayşe Böhürler ile Türk Kahvesi programına katıldı. Eğitim hayatında annesinin yerinin önemli olduğunu ifade eden Selçuk, 2 yıl önce vefat eden annesini hala yanında hissettiğini söyledi. Selçuk, “Çocukluk hayallerinizle bugün geldiğiniz yer uyuşuyor mu?” sorusuna, “Aslında uyuşmuyor. Benim hayalimde nikelajlı büyük bir TIR’da, TIR şoförü olmak vardı.” dedi.

Psikoloji alanındaki çalışmalarında, annelerin davranışlarıyla ilgili de çalıştığını dile getiren Selçuk, “Annemin eğitim hayatımla ilgisi çok önemli. Onun sayesinde okudum, diyebilirim. Doğduğum köyde ilkokul birinci sınıfa 5 yaş 2 aylıkken başladım. Ailem Ankara’ya göçmüştü, ben de babaannemin yanında köyde kaldım. Toplam 17 gün gitmişim okula gerisinde de kaçmışım.” diye konuştu.

Selçuk, daha sonra Ankara’da ikinci sınıfa devam ettiğini, akademik yetersizliği olduğu için iki öğretmenin de kendisini sınıfına almadığını belirterek, sonunda emekliliği yaklaşan öğretmeninin sınıfına kabul edildiğini söyledi.  Sınıfında köyden gelmiş bir öğrenci olarak çocukların kendisiyle konuşmadığını anlatan Selçuk, şöyle devam etti:

Öğrenciler ilk kez benimle konuşmaya başladı

“Sınıfta yokmuşum gibi sanki. Bir tek şekilde görülüyorum; ağabeyimden ablama, ablamdan da bana geçen siyah bir önlük var. Önlüğün yan taraflarında bulunan bir cebi çok yıprandığı için annem birini atmış, bir cebi de ters çevirip ortaya dikmiş. 700 kadar öğrencinin içinde cebi ortada olan tek öğrenci benim. Çok dikkat çekiyor bu, ama hiç kimse konuşmuyor. Öğretmen bir hikaye anlatarak, ‘sekmek ne demek’ diye sordu. Sınıfta da sekmeyi bilen bir tek ben oldum. Öğretmenim beni alkışlattı ve teneffüste çocuklar benimle ilk kez konuşmaya başladı.”

Hayalimde TIR şoförü olmak vardı

Lise döneminde 2 ay kadar okuldan kaçtığını, bunun üzerine babası “Okumayıp benim gibi dolmuş şoförü mü olacaksın?” diyerek kendisini dövünce “Hayır, ben TIR şoförü olacağım.” dediğini belirten Selçuk, lisede bir yıl sınıfta kaldığını, ardından da Ankara Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri Fakültesine devam ettiğini, bu sürede de dolmuş ve taksi şoförlüğü yaptığını anlattı.Selçuk, Ayşe Böhürler’in “Çocukluk hayallerinizle bugün geldiğiniz yer uyuşuyor mu?” sorusuna, “Aslında uyuşmuyor. Benim hayalimde nikelajlı büyük bir TIR’da, TIR şoförü olmak vardı.” dedi.

Doğru bir projeydi ve kendi içinde evrilebilirdi

Köy Enstitüleri’nin 1948 yılında kesintiye uğratıldığını ifade eden Bakan Selçuk, “Bence devam etmeliydi çünkü kendi doğası içinde özgün bir tasarım içeriyordu. Günlük siyasi sıkıntılar vardı, belirli kişiler ya da gruplar, Köy Enstitüleri’ni kendi dünya görüşlerinin bir doktrinasyon aracı olarak kullanmaya başladılar. Köy Enstitüleri, doğru bir projeydi ve kendi içinde evrilebilirdi, bir tekamül olurdu ama bunun kısmen kötüye kullanımı, bu tür bir özgün tasarımın Türkiye’den çıkıyor olmasının da özellikle Marshall Yardımları politikası çerçevesinde düşündüğümüzde çok istenmediğini görüyoruz. Yani ‘Türkler özel bir şey yapmasın, uçak yapmasınlar, Köy Enstitüleri gibi orijinal okulları olmasın, Türkiye’nin kendi demiryolu stratejisi olmasın’.” dedi.

Eğitim önemli değil, değerli

Bir soru üzerine Bakan Selçuk, “Eğitimin önemli olması ifadesi beni rahatsız ediyor çünkü eğitim önemli değil, değerli. Çünkü değer dediğimiz şey, bir medeniyetin enerjisidir. Önem dediğimiz şey daha pragmatik bir şeydir daha önemsiz olabilir. Ama değer atfedilen zeminiyle kutsal bile olabilir, olmayabilir de. Bu anlamda ben gelecekle ilgili çok kaygılanıyorum. Şundan dolayı; bu kadar birikimi, tarihsel donanımı varken, bugünkü enerjimiz varken çok daha iyisini yapabiliriz.” yanıtını verdi.

Veliyi inanılmaz bir enerji harcamaya mahkum ediyoruz

Binlerce veli konferansı verdiğini ve bazen espri olsun diye “veliler olmasa biz çocukları ne güzel yetiştiririz” dediğini anlatan Bakan Selçuk, “Bununla şunu anlatmaya çalışıyorum; velileri çaresiz bırakıyoruz. Diyoruz ki; ‘Çocuk için böyle bir senaryo var. Şu sınavı kazanırsa, şuraya gider.’. Veliler buraya odaklandığı için çocuğun karakter, mizaç, ahlak gelişimi, insan olarak ayakta durma ve mücadele etme becerisi, stres yönetimi, psikolojik bağışıklığıyla ilgilenecek bir bakış açısını velilerle paylaşmıyoruz. Veliyi çok dar bir koridorda, inanılmaz bir enerji harcamaya mahkum ediyoruz.” diye konuştu.

Yetişkinliğinde, ergenliğinde ayakta duramayan çocuklar var

Bir ailedeki çocuk sayısının azalmasının, çocuğun gelişimine etkilerine de değinen Selçuk, “Bir çocuğun hayatta ayakta durmasının temelinde yatan şey, mücadele azmi. Bir çocuk ne kadar mücadele ederse bağışıklığı o kadar gelişiyor. Şimdi çocuğa her şey hazır sunulduğu ve hiç bir şekilde yorulmadığı için, iyilik diye yaptığımız şey, çocuğu zayıflatıyor. Yetişkinliğinde, ergenliğinde ayakta duramayan çocuklar var. 6 çocuğun hakkı, bir çocuğun üstüne boca ediliyor ve çocuk aşırı dozdan gidiyor. Ego formasyonları bozuluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu kadar kitlesel eğitim, kitlesel imha doğurur

Bir öğretmenin kendisini tanımadan, mizacını bilmeden başkasını tanımaya çalışmasının çok doğru olmadığını ifade eden Selçuk, bunun biliniyor olmasının, çocuğun içindeki müfredatı bilmeyi getirdiğini söyledi. Her çocuğun müfredatının kendi içinde saklı olduğunu anlatan Selçuk, “Bu çağın teknolojisindeki gelişmelerden dolayı, öğrenmenin bireyselleştirilmesi süreci hızlanacak. Kişiye özel öğrenme içerikleri oluşturulacak ve müfredat kişiselleşecek önümüzdeki süreçte. Bu kadar kitlesel eğitim, kitlesel imha doğurur. Bu kadar kitlesel eğitim doğru değil. Bir fabrika yemeği gibi bir şey yapıyoruz, anne yemeğine doğru gidişat, vizyon olmalı.” dedi.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Daha fazla Yerel Haber
Eşinden yatağını ayıran kocaya tazminat!

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, verdiği son kararla boşanma davalarını yeni bir boyuta taşıdı. Daire oy birliği ile verdiği kararla; eşinden...

Ankara Sivas hızlı tren ne zaman bitiyor

Ankara-Sivas arasında sefer yapacak olan hızlı tren seferleri ne zaman başlayacak, bilet ücretleri kaç para olacak ve hızlı tren hangi...

Bekçilik mülakat sınav soruları 2018 ne soruyorlar?

Gece kartalları da denilen gece bekçileri için başvuru süreci devam ediyor. 7 bin bekçi alınacağını duyuran İçişleri Bakanlığı düğmeye bastı,...

Kapat
https://www.casinometropolgirisyap.com/ https://www.casino-maxi.xyz/